18 Nisan 2008 Cuma

Kar Tanesi

Ben hep yanlış şeyler yapıyorum. Hep imkansızı arıyorum. Hırsıma mı yenik düşüyorum nedir? Herkesi kendim gibi görüyorum. Ve sonunda hüsrana uğrayan hep ben oluyorum. Belki de ben bunu en başından beri hak ediyorum...

Küçük sevinçler yetiyordu eskiden bana... Şimdiyse en basit bir sorunla bile yıkılıyorum. Ruhumu zincirlemeye çalışıyorum adeta, bir daha birine kapılıp gitmeye çalışmasın diye. Bir yandan da yalnızlıktan kafayı yiyip, yanlış seçimlerde yok oluyorum. Ruhumdaki bu gel-git lerden bunalıyorum. Ah, belki de ben bu yüzden hiçbir güzelliği hak etmiyorum...

Buhranlar var içimde... Nasıl baş edeceğimi bilemiyorum. Aklımda bir sürü uçak var sanki. Gökyüzümü kirletiyorlar pis dumanlarıyla. Gri denizlerim, mavilikten nasibini alamamış. Hala öğrenmeye çalışıyorlar dalgasız, durgun olmayı. Benden başka insan giremiyor kalbime. Kimi sokmaya kalksam, ormanlarımı yakıp gidiyor... Ardından ağlayanı bile olmayan binlerce ağacım kül oluyor. Tek bir kelimeyle, bir bakışla ya da sadece bir adımla; bütün dünyamı yakıyorlar. Yıkılıyorum pare pare... Şeker kamışlarımdan kanlar akıyor. Kalbime kim girmeye kalksa, darbelerle dünyamı yok ediyor.

Oysa ki ben bu ruhu ne depremlerden kurtarmışım... Senin fırtınandan mı kurtaramayacağım? Madem geçmişte yaşıyorsun, o halde benim buselerime ihtiyacın yok ki! Sen, senin için “yüreğini” ortaya koyamayan bir insanın hayaliyle yanarken; o kimbilir kimin koynunda meşk yapıyor... Cerasetsizliğini ve korkusunu, senden giderek kanıtlamış bir insan için ağlıyorsun. Sen ki, gözlerinin önünde duran bembeyaz kar tanesine tekme atıyorsun... Kar yağdığında, saçlarına usul usul konan kar tanesini silkeliyorsun... Oysa bilmiyorsun... Bilmiyorsun...

Sen başkasına ait hissederken yüreğini, ben gelip nasıl bırakayım avuçlarına kalbimi? Artık bana gelsen bile, hiçbir zaman anlayamayacaksın halimi... Sana karşı neler hissettiğimi...

Ve senden neden gittiğimi...

1 yorum:

atinin treni dedi ki...

canım benim....sen her zaman en güzeline laiksin.zaman neye ilaç olmamış ki , bırakacak bir kar tanesini yapayanlız,tekbaşına...sen kaybettiklerine üzüleceğine aslında hakketmeyene kazanılan olmadığın için sevinmelisin.bırak giden kaybettiğini anlasın.hayat böyle malesef.

"O olmazsa yaşayamam."
demeyeceksin. Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
senin o'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin..
. Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak...
seni seviyoruz....!