16 Nisan 2008 Çarşamba

Hayat O Kadar Zor Mu?


Şimdi yine karman çorman birşeyler yazarım buraya. Ama hayatın kendisi karman çormanken, benim yazdıklarımın da öyle olması normal değil mi?
Nedir insanları bu kadar karıştıran? Bizim "hayat"la alıp veremediğimiz şey nedir? Çok mu fazla düşünmekteyiz acaba? Duygularımızla mantığımız arasındaki savaş bir türlü bitmek bilmedi. Ruhumuzdaki yıkık dökük harabelerle uğraşmaktan yorulduk. Artık önemsemiyoruz nefes almayı. Oysa ne sevinmişti annemiz ilk gülümsememizi gördüğünde. Ne çok hayal kurmuştu insanlar hakkımızda. Amma çok övgüler almıştık daha o minicik yaşta: "Büyük insan olacak o"... "Güzelliğe bak, maşallah! Kimbilir kaç erkeği peşinden koşturacak"... "Sağlıklı, mutlu, güzel günler bekliyor kızımızı"...
Ne oldu peki? Hani nerede o sağlıklı, mutlu, güzel günler? Böyle kolay olmamalıydı ellerimizden kayıp gidenler... Şimdiyse hayatla baş edemeyen, beceriksiz bir çocuk olmuş o uğruna hayaller kurulan güzel bebek. Kalbi çocuk kalmış, saf kalmış, büyüyememiş vücudu büyürken. Kıvrımlarına her baktığında; dışarıdan büyürken, içeriden ne kadar da hızla geriye doğru gittiğini farketmiş. Bir yandan beynini ve kalbini bilgiyle, müzikle, sanatla, sevgiyle doldurup olgunlaşırken; diğer yandan bir türlü kabul edememiş o saf çocuğu çıkartıp atmayı.
Belki de atmamasıdır onu böyle yapan.. Hayatı "anlamaya" başlayınca, o çocuk saflığına dönüp "Peki bu neden böyle? Şu neden şöyle?" diye sorması normaldir belki de.. Anlayamıyordur insanları belki de. Anlayamayacaktır. Çünkü o daha kendini anlayamamıştır.
Ah yine karıştı işte bak... Yine karıştı...

Hiç yorum yok: